“Tarih boyunca Türk hakanlarının hedefi daima en güçlü devlete sahip olabilmekten
geçmiştir. Milletimiz yüzlerce yıl boyunca başka milletlerle olan ilişkilerinde kuralı koyan ve uygulatan güç olmuştur
Atilla’ya “Tanrının kırbacı” dedirten bu güçtür
Fatih’e gemileri karadan yürüten bu güçtür.
Kanuni’ye bir mektupla aman dedirten sır bu güçtür
Bu güç milletimizi üç kıtada hükümran yapmıştır
Ve bu güç yıkılan Osmanlının yerine Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur.
Ancak ne hazindir ki Türkiyemiz gelişme ve kalkınma yolunda geçen yılları hep israf etmiştir.
Türkiye maalesef güçlü bir ekonomi oluşturamamış sanıldığının aksine bölgesinde etkili bir güç olamamıştır.
Bugün ülkemiz sıradan bir bölge devletidir. Sözü dinlenmez, yönetenlerine güvenilmez bir ülke haline gelmiştir
Bağımsızlığı ve özgürlüğü için üzerinde küresel senaryolar oynanmaktadır.
Bir zamanların cihan devleti, şimdi dar bir coğrafyaya, küçük bir ekonomiye, yozlaşmış bir kültürün içine sıkıştırılmak istenmektedir
Bugün karşımıza çıkan küresel tuzaklar ve oyunların başlangıcı 1453 yılında İstanbul’un fethi ile başlayan süreçle yakından ilgilidir.
Bu tarih öç ve intikam duyguları, korku ve nefretle karışarak Türk ve İslam Medeniyetine yüzyıllar sürecek bir husumetin ve ön yargının da başlangıcı olmuştur.
Fetih, yabancılar için asla unutamadıkları bir sarsıntı ve kaybın da başlangıç noktasıdır.
Bu tarihten sonra Avrupa merkezli Türk ve İslam düşmanlığı dalga dalga yükselmiştir. Türkleri önce İstanbul’dan, sonra Aanadolu’dan atabilmek için asırlardır mücadele sürmektedir. Nitekim, Anadolu’dan Türklüğü atmak üzere Mondros ile yola çıkan kuvvetler, 1920’de işgal ettikleri İstanbulumuzu, 1923’te terk ettiklerin de yarım kalmış emellerini vicdanlarında hep saklı tutmuşlardır
Ve ne üzücüdür ki, Fetihten yaklaşık beş buçuk asır sonra işbirlikçi bir hükümetin teslimiyeti ile:
-Ülkemizin bütünlüğü
-Milletimizin birliği ve kardeşliği
-Vatanımızın bağımsızlığı ve milli bekamız tıpkı 91 yıl önceki İstanbul’un işgalinde olduğu gibi vahim bir sürece girmiş bulunmaktadır.
Bugün bu tehlike yalnızca İstanbul’la sınırlı değildir. Tehdit bütün yurt sathına yayılmıştır. Bütün vatan tehdit altındadır.
Terör maşaları ve işbirlikçileri, ülkemizin dört bir yanında milletimize kan kusturmaktadırlar.
Türk milliyetçilerin 1919’da duydukları kaygılar 2011 yılında tekrar nüksetmiştir.
-Yine ilkesiz ve korkak bir zihniyet iktidardadır.
-Yine yabancı güçler iç işlerimize karışmaktadır.
-Yine işbirlikçiler dört koldan ihanet yarışındadır.
-Yine tavizlerin ve teslimiyetin derin izleri bulunmaktadır.
Osmanlıyı yıkan küresel aktörler 92 yıl sonra yeni bir Damat Ferit hükümeti bulabilmişlerdir.
Türk milleti bölünmenin eşiğine getirilmiştir. Etnik terör cüret kazanmış, iyice şımarmış ve aşağılık eylemlerini arttırmıştır.
Bugün alçaklar güpegündüz Kastamonu Ilgaz’da T.C. Başbakanının güvenlik görevlilerine saldırabiliyorsa bunun sorumlusu AKP hükümeti ve Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Sayın Recep Erdoğan:
-Hani analar ağlamayacaktı?
-Hani gözyaşları dinecekti?
-Hani çok ümitliydiniz?
-Hani sorunları çözecektiniz?
-Milletimizi kandırmaya utanmıyor musunuz?
-Aziz milletimizin izzeti nefsi ile oynamaya ne hakkınız var?
-Siz değil miydiniz, Habur’ da teröristlere karşılama törenleri düzenleyen, seyyar mahkemeler kuran?
-Siz değil miydiniz, davul zurna eşliğinde teröristleri serbest bırakan?
-Siz, değil miydiniz katillerin sınırlarımızdan geçişine “umut verici” gelişmeler oluyor diyen?
-Siz değil miydiniz, bölücülerle yaptığınız görüşmelerden sonra, mutluyuz umutluyuz diyen?
Ve siz değil miydiniz şerefinizi İmralıya, namusunuzu okyanus ötesine, haysiyetiniz de Erbil’e teslim eden?
Hizbullah militanlarını serbest bırakan da sizsiniz, pişman değilim demelerine rağmen PKK militanlarına pişmanlık hükümlerini uygulayan da sizsiniz.
"Ne mutlu Türküm diyene” sözünden rahatsızlık duyan da, Andımızı kaldırmaktan bahsedende sizsiniz.
TRT Şeşi kuranda sizsiniz,terörle mücadeleyi sekteye uğratan da sizsiniz.İçerideki
Beşbin, terörist bittimi ki, dışarıdaki beşyüz teröristle uğraşalım. diyerek sınır ötesi operasyonlar ‘dan kaçanda sizsiniz.
Askerliği yan gelip yatmakla itham eden, “ şehitler ölmez vatan bölünmez” haykırışlarını tahrik sayanda sizsiniz.
İnatla ve ısrarla, AKP ve Recep Tayip Erdoğan’ın duyması için büyük bir inançla diyoruz ki…
“ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ ”
Herkes bilsin ki;
Ülkücüler olduğu müddetçe hiçbir melanet taraftarlarının amacına ulaşması mümkün olmayacaktır. Milliyetçi Hareket’ a gönül veren yiğit yürekler buradadır. Biz buradayız.
İşte Milliyetçi Hareket Partisi budur.”
1683 defa okundu...










VECDİ MURAT SOYDAN
ŞAKİR H. AKSÖZ
ŞABAN İLİKSİZ
MURAT OKCU
SEDAT KARAKOYUN
ALPASLAN TONGUÇ
TUNA ÜNAL
İSMAİL ALTUNBAŞ
1.8255

